ABD'de Elektrikli Araç Savaşları: Adil Rekabet mi Yoksa Sektörel Sabotaj mı?
Elektrikli araç (EV) teşviklerinin kaldırılması, fosil yakıt sübvansiyonları hız kesmeden devam ettiği sürece pazar koşullarını eşitlemekten ziyade içten yanmalı motorlara haksız bir korumacı avantaj sağlıyor. Jalopnik tarafından paylaşılan analize göre, ABD'deki yeni siyasi yönelim 7.500 dolarlık elektrikli araç vergi kredisini sonlandırmayı planlarken, petrol endüstrisine sağlanan milyarlarca dolarlık devlet desteğine dokunmuyor. Bu durum, Tesla Model 3 gibi 35.000-45.000 dolar bandındaki ana akım elektrikli otomobillerin erişilebilirliğini doğrudan etkilerken, yıllık 20 milyar doları bulan doğrudan petrol sübvansiyonları fosil yakıtlı araçların pazar hakimiyetini yapay olarak sürdürüyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, elektrikli bir Ford F-150 Lightning 515 km menziliyle teknolojik bir devrim sunsa da, teşviklerin kesilmesi durumunda içten yanmalı muadillerine karşı fiyat/performans dengesinde %15'lik bir kayba uğruyor. Türkiye pazarında ise durum daha farklı; Togg T10X gibi yerli modeller %10 ÖTV diliminde kalarak yaklaşık 1,5 milyon TL'den başlayan fiyatlarla rekabetçi kalmaya çalışıyor ancak küresel piyasalardaki bu "dengeleme" iddiaları, teknoloji geçişini dünya genelinde yavaşlatma riski taşıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre fosil yakıtların dolaylı maliyetleri trilyon dolarları bulurken, sadece EV teşviklerini hedef almak otomotiv dünyasında serbest piyasa ilkeleriyle çelişiyor. Volkswagen ID.4 veya Hyundai Ioniq 5 gibi 0-100 km/s hızlanması 5 saniyenin altında olan yüksek performanslı modellerin birim maliyetleri, ölçek ekonomisi tam sağlanmadan kesilen destekler nedeniyle tüketici üzerinde ek yük oluşturuyor. Analistler, gerçek bir rekabetin ancak tüm yakıt türlerine sağlanan ayrıcalıkların aynı anda kaldırılmasıyla mümkün olabileceğini ifade ediyor. Sonuç olarak, petrol fiyatlarının sübvansiyonlarla baskılanması, elektrikli motorların sunduğu yüksek verimlilik ve düşük işletme maliyeti avantajını gölgeleyerek sektörü eski nesil teknolojilere mahkum etme tehlikesi taşıyor. Otomotiv dünyasındaki bu politik çekişme, sürücülerin cüzdanından ziyade yerleşik enerji lobilerinin çıkarlarını koruyor gibi görünüyor.


