SEKTÖR

64 Milyon Dolarlık Bütçe Var Ama Şarj Ünitesi Yok: Massachusetts'te EV Krizi

08.06.2026 · Carscoops · 1 dk okuma 64 Milyon Dolarlık Bütçe Var Ama Şarj Ünitesi Yok: Massachusetts'te EV Krizi

Amerika Birleşik Devletleri'nin Massachusetts eyaleti, federal hükümetten aldığı 64 milyon dolarlık devasa elektrikli araç (EV) şarj istasyonu fonuna rağmen, henüz tek bir istasyonun açılışını bile gerçekleştiremedi. Biden yönetiminin Ulusal Elektrikli Araç Altyapısı (NEVI) programı kapsamında tahsis edilen bu bütçe, eyaletteki şarj ağını genişletmeyi hedeflerken, Carscoops tarafından paylaşılan veriler bürokratik engellerin projeyi kilitlediğini gösteriyor. Diğer eyaletlerden Ohio, Pensilvanya ve New York ilk NEVI istasyonlarını çoktan faaliyete geçirmişken, Massachusetts'teki bu gecikme altyapı yatırımlarının sadece finansmanla çözülemeyeceğini bir kez daha kanıtlıyor. Federal şartlara göre, ana otoyol güzergahları üzerinde her 80 kilometrede bir (50 mil) en az dört adet 150 kW'lık yüksek hızlı şarj ünitesi bulunması zorunluluğu, eyaletin mevcut elektrik şebekesi kapasitesini ciddi şekilde zorluyor. Türkiye bağlamında değerlendirildiğinde ise ülkemiz, Togg'un Trugo ve Tesla'nın Supercharger ağlarıyla Avrupa'da şarj istasyonu yoğunluğu bakımından üst sıralarda yer alırken, ABD'deki bu hantal yapı şaşkınlık uyandırıyor. Türkiye'de EPDK lisanslama süreçleri ve özel sektör yatırımları sayesinde hızlı şarj istasyonu sayısı hızla artarken, Massachusetts'te bir ünitenin şebekeye bağlanma süresinin 18 aya kadar çıkması, 2030 yılındaki ülke genelinde 500 bin istasyon hedefini tehlikeye atıyor. Yaklaşık 2.1 milyar Türk Lirası'na tekabül eden bu 64 milyon dolarlık kaynağın atıl kalması, sadece bölge ekonomisini değil, aynı zamanda küresel karbon emisyonu azaltma hedeflerini de sekteye uğratıyor. Elektrikli otomobil sahipleri için büyük bir sorun olan menzil kaygısı, içten yanmalı motorlu araçlara kıyasla EV adaptasyonunu yavaşlatan en büyük yapısal engel olarak karşımıza çıkıyor. Eyalet yetkilileri, izin süreçlerini ve yerel yönetimler arasındaki koordinasyonu hızlandırmak adına yeni düzenlemeler üzerinde çalışsa da, sahadaki ilk somut adımların 2026 sonundan önce atılması pek mümkün görünmüyor. Sonuç olarak, yüksek teknoloji ve finansal güç, doğru yönetilen bir bürokrasi ile desteklenmediği sürece sürdürülebilir ulaşım hedefleri kağıt üzerinde kalan birer vaat olmaktan öteye gidemiyor.